Son kullanma tarihi geçmeden.
Hani eskicek diye dinlemeye kıyamadıgın sarkılar, biticek diye sonunu okumayı ertelediğin kitaplar, boş kalıcan diye sonraki bölümünü sonraya sakladığın diziler, izlemek için en iyi anı sectiğin filmler, giymek için dogru geceyi beklediğin kıyafetler vardır ya, benim de öyle bi dergim var.
IDN Magazine (International Designers Network)
1 aylık Avustralya gezimde bi sanat kitapçısında kendimi kaybetmişken 2. saatin sonunda keşfettim. Öyle bi dergi ki eline aldıgında agırlıgını hissediyosun, kapagını okuyosun, konseptleri biliyorsun, bahsettiği artistleri tanımıyorsun. Kapagını açınca bi de CD cıkıyor. O ay yer verdiği bazı tasarımcıların işlerini nasıl yaptıklarını ya da roportajlarını videoya cekmişler. Seni o ana götürüyor. Çünkü bi yerde bir tasarımcıyı ya da herhangi sadece okuyarak takip ettiğin birini ancak okudukların kadar hayal edebiliyorsun. Çizimlerini son haline bakarak tebrik ediyorsun. Ama o çizimi tshirt e nasıl basmış, o illustrasyonu ne kadarlık bir kagıda basmış, basarken nası hissetmiş, ofisinin, sergisinin neresine asmış hiç bir fikrin var mı? Idn bana bunu saglıyor. Bi de her sayfasına ayrı özen göstermişler. Hiç bir tasarımcıya ayrılan bölümler aynı bir template e sahip değil. Tasarımcıya göre kağıt çeşidi de değişiyor. Mesela 16. sayının 2. Bölümünde bilgisayar/el çizimi ilustrasyonları yapan Mario Hugo ya ayrılan sayfalar kuse kagıdı ve yer yer parlak gümüş renklerinden olusuyor. Hemen sonraki Yunan moda kuratörü Vassilis Zidianakis’in kağıttan tasarladığı kıyafetleri açıklayan yazı daha pürüzlü daha kaba bir yapıya sahip. Dominic Fernandez’in ‘the summer is violent, quiet and nude’ fotograf serisini tanıtmak içinse yarım, 8 tane küçük sayfa kullanılmış. Çünkü böylece her fotoğrafa tek tek bakarak değerlerini daha iyi anlayabiliyorsun.
İşte okuyucu için bu kadar uğraşılmış, işini severek yaptıgı belli olan insanlar tarafından biraraya getirilmiş, tanıttığı amatör, profesyonel tasarımcıların beni biraz daha aydınlatan bir dergi olunca okumaya kıyamıyorum. Türkiye’ye yollanmayan IDN i ablamdan Avustralya’dan dönerken ısmarlamıştım, o da bana hemen gidip almış. Sanşıma bu 16. sayısının 2 bölümü varmış, o da bana ikisini de almış. 1 ay önce getirdi, içine biraz biraz baktım bir çırpıda okumaya basladım sonra durdurdum kendimi, devamını okumaya kıyamadım. şimdi temizlediğim masamın baş köşesinde duruyorlar, yanında da eskiz defterim.
Doğru gün bugün değil ama sayfalarını açıp eskiz defterime okuduklarımı not alıp çizmeye devam ettiğim gün ne kadar mutlu olacağımı biliyorum.
